üşüten yağmur olsa gerek saçlarımı…yoksa hissetmez soğuğu kokunla sarılmış saçlarım…ve dudaklarımdan süzülen buhar içimde yanan ateşin belgesi olmalı…utangaçlık olmalı yağmur tenime değdikçe hissettiğim..gözlerinin değdiği yerleri saklamak isteyişimdendir sana…sadece sana…ve belki de hasrettir gözlerimden dökülen…üşüyen ellerimin boşluğudur belki de beni üzen…ve belki de gitmeliyim bu şehirden…şehrin soğuk rüzgarına kapılıp…anlatmalıyım belki de martılara seni…anlayabilirler mi?ve belki de susmalıyım sabaha değin duymak için sessizliğini…ama dedim ya belki de üşüten yağmur senin sıcaklığın varken…ve belki de hissetmiyorum bu yüzden bulutların üstünden düşerken…ve belki de bi şarkısın sen..asla zamanı geçmeyen…ve belki de sen en öncesisin tüm rüzgarların..belki de yağmur senin gözyaşların..ve belki de senin hüznün beni üşüten senin sıcaklığın varken….ve belki de hüznün yapışmıştır kirpiklerime..ve belki de sessizliğin en çok bana yakışmıştır…ölümün en çok kadına yakıştığı gibi…belki de gitmeliyim bu şehirden hüznünü çalarak..ya da sevmeliyiz sevişmeliyiz.
mutluluğa taparak…avucumuz belki de yanmalı sabaha kadar…belki de sarılıp uyumalıyız uyanmamak adına..ve belki de üşümeliyiz sokaklarda şaraba bulanarak..ama dedim ya…saçlarımı öpen senin gibi yağmur olmalı…yağmursa en çok bana yakışmalı…ve hayalimdeki kadehe hasret dolmalı..yudum yudum içerek….ama sonunda ölmeyerek..hoş bir kadehten kim ölür?ama bu özlemekse,üzümün aşkın bağındansa?ama yok yok..yağmur olmalı beni üşüten..ve belki de bir deli hasrettir gözlerimden dökülen…yoksa biliyorum ben üşümem sevdan beni ısıtırken….
Bu yazı 03 Haziran 2008 günü saat 22.06 civarında yazılmış olup, 246 kez okunmuştur ve 5 yorum almıştır.
04 Haziran, 2008 saat 11:30
çok ilginç
05 Haziran, 2008 saat 21:50
istanbul..uzat elini bana..marmara pisliğinin içinde belli olmam ben..çek beni içine..yalvarırım…yatağımdaki yerim soğumadan yoket beni istanbul..kanımı çek içine..nefesim rüzgarın olsun istanbul..öldür beni marmara,bana can ver!
07 Haziran, 2008 saat 20:00
değişssin artık..herşey değişsin..uyandığımda bir sabah başka bir memleket olsun penceremde…artık nefes alabilsin kuşlar..çamurlu parklarda oynamasın çocuklar…uyandığımda güneş doğmuş olmasın..sabah serinliğinde kahvemi sigarammı içeyim..ama bahar gelmiş olsun meçhul memlekete..ve failleri bulunsun öldürülen hayallerimin,tecavüze uğrayan düşlerimin…tanrım,nefes almak ne güç geliyor bana şimdi..haydi yalvarırım yaz kader dediğin bulmacayı sil baştan..aynı karede aynı insan birden fazla bulunmasın..kimseyle kimse karşılaşıpta kafamı bulandırmasın..uyut beni şimdi,uyandığımda bu memleket yerinde olmasın,yerine yemyeşil bol denizli fakir olmayan bir hazine konsun…
08 Haziran, 2008 saat 13:46
haziranda dolu yağması…küresel ısınmanın cabası..hayırlı olsun!
11 Haziran, 2008 saat 19:57
herşey zıddıyla kaim derler. iyiliği tanımlamak için bile kötülük hep var olacak. yağmur da ıslanmış toprak kokusunu sevip de çamur olmasın demek olmaz. Hele insanoğlu topraktan yaratılmış ve vücüdunun 4 de 3 ü su iken. Kuşlar dahil bir çok hayvan toprak ve çamur ile banyo yapar su ile olduğu kadar. Düşünün gürültüsüz bir dünya da sesin az ya da çok olduğunu nasıl tanımlayacağız. Sağır ve dilsiz kardeşlerimiz sessizlikten çok da mutlu olmasalar gerek.
Dünya değişiyor, biz değiştiriyoruz. İçimizdeki iyiler iyi, kötüler kötü değiştiriyor. Herkes kendine daha çok yaşam alanı açmak için paylaşmayı bilmez bir saldırganlıkla diğerinin hayat sahasını daraltıyor… Bu ruhlarımız da dahil, birbirimizi severken soluksuz bırakmayı yanlış anladığımızdan nefessiz bırakıp bunaltıyoruz. Bunalıyoruz….
Yağmur bir yere kadar gerçekten iyi geliyor. Temizliyor, arındırıyor gökten gelen su damlacıkları. Bir yerden sonra yaş ilerledikçe romatizmaları azdırıyor:) Napim benim derdim de bu…
Saygılarımla. Eleştirmek değil, renk katmak istedim….. kabul buyrun