Zaman ve mekân kavramının olmadığı bir dünyada, bilinmeyen bir yerlerde, göz alabildiğine uzanan yeşillikler içinde bir eski bir ev vardır.
.
Bu evde yaşayan bir prenses, diğer bir bilinmeyen ülkenin prensiyle büyük bir aşk yaşıyordur. Bu eski evden keman sesi ve mum alevleri hiç eksik olmaz ve neşe içinde yaşıyorlardır.
.
Ta ki prensesin içindeki güzellik saplantısını ortaya çıkaran ürünler icat edilinceye dek….
.
Bir gün postacı içi güzellik malzemeleri reklamlarıyla dolu, bir dolu zarf bırakır kapıya. prenses yalnız kaldıkça kapıya bırakılan moda dergilerini, reklamları okumaya başlar.
.
Derken prens bir gün uzak diyarlara ava gider.
.
Prenses gün boyunca göz altı için gündüz kremi, göz üstü için gündüz kremi, göz altı için gece kremi, göz üstü için gece kremi,1.No’dan başlayan 10.No’ ya kadar giden fondötenler,allıklar,pulluklar,göz kalemleri,envai çeşitte,boyalar arasında kaybolur olur…
.
Bu sırada dış dünyada Büyücülerden bir tanesi Nip-Tuck diye bir kavramı icat edip bu kavramın altında mesleğini icat etmeye başlar. Bu büyücü insanların yüzündeki deriyi gerdirir, burunlarının ucunu gökyüzüne kaldırır,abur cuburdan yağlanan göbek ve basenlerdeki yağları yok edermiş.Yüksek katlı Hillside’leri ve SPA’ları mesken tutan insanlara hizmet vermeye başlar olmuşlar.
.
Kendi kendine uyguladığı boyamalar kesmeyen prenses bir süre sonra bu büyücünün namını duyar ve onun bulunduğu yere gider.Orasını burasını botoxlatmaya,silikon iksiriyle şişirmeye,yüzünü gerdirmeye,burnuyla oynatmaya başlar.
.
Amacı; “En güzel kadın 90-60-90 fiziğinde,elmacık kemiği şöyle çıkık,göz rengi şöyle renkli,yüzü şu tonda olur” kısıtlamalarının içinde en güzel olmaktır.
.
Bu standartları kimin belirlediğini bilmiyordur prenses. İnsanların içindeki saplantılardan faydalanan,hesapta güzellik vaat eden ürünleri üretip pazarlayan bir sistemin ağına düşer.
.
Bir gün prens geri döner şatoya.Prensesini bulur,bulur ama bir bakar ki prensesi o bıraktığı prenses değil….Günler sonra prensle prenses devamlı kavga etmeye başlarlar.
.
Bir gün “Bendeki aşk olmasa sendeki güzellik beş para etmez “ der gibisinden bir şeyler söyleyip döner sırtını gider.Prensesini;maskeler,kremler,fırçalar,pudralarla dolu dünyasında bırakıp gider.kompleksli ruhlara emanet eder…
.
Prens çıkar çıkmaz daha da bir hırsla saldırır kremlerine prenses.Renk-Renk Alacalı bulacalı kremleri yüzünde denerken aklına hiç gelmiyordu hammaddesinin yavru balinalardan olduğunun.Güzellik adına ne dayatılıyorsa dayanır yüzüne.
.
En güzel o olmalıydı ! en ulaşılmaz olmalıydı hatta.
Prens’i sadece onu sevmeliydi,sadece onu.Ondan başkasını düşünmemeliydi.
.
Peki, prens ne yapmıştı ki güzel olmak adına? Sadece kendisi gibi olmuştu.Prensese de kendisi gibi olmak yeterdi halbuki.
.
Makyaj masasından hırsla kalkar prenses,arkasındaki boy aynasına yönelir.Hırsla sorar
.
-Ayna ayna söyle bana en güzel kim bu dünyada
.
Oda aydınlanır önce mumun ürkek aleviyle sonra yine karanlığa bürünür.Aynanın içinden bir suret belirir,yüzü odadan daha karanlıktır.
.
-Senin olmadığını biliyorum.der sadece.
.
Prenses arkasın döner.Tekrar oturur makyaj masasına.Taşlı yüzüklerle dolu parmaklarının arasına alır fırçayı,saçlarını taramaya başlar.Taradıkça saçları dökülmeye başlar prensesin.Ama en güzel o olmalıydı ! biraz daha taramalıydı…
Kendine geldiğinde kafa derisi görünüyordu prensesin.Çığlık çığlığa ayağa kalkar,arkasını döner ve aynaya koşar.
.
-Ayna ayna söyle bana en güzel kim bu dünyada ?
.
Yine aydınlık tekrar karanlık ve aynı karanlık suret.
.
-Sen olmadığın kesin ! der sadece.
.
Kız daha da bir hırsla banyoya koşar,ahşap küvetinin içine kaynar suyu doldurur ve giriverir içine.Hırsla ayaklarını törpülemeye,sırtını,göğsünü ve yüzünü liflemeye başlar….
Kendine geldiğinde derisi sürtülmekten yüzülmüş.Ağlıyordur…
Bornozunu giyinir aynanın karşısına geçer.
.
-Ayna ayna söyle bana en güzel kim bu dünyada ?
.
Aynı terane döner.Ayna konuşur.
.
-Sen değilsin !
.
Prenses bırakır sonra her şeyi. kendisini odasına kapatır, deli gibi düşünmeye başlar.Aylar sonra dışarı çıkar deniz kıyısına iner.Kumlarda,ayakları çıplak,ipek elbisesiyle yürümeye başlar.kafa derisi tüylenmeye başlamıştır prensesin.
.
Denize doğru döner ellerini göğsüne kavuşturur,yürümeye başlar.Ayakları denize ilk değdiğinde son makyajını yaptığındaki gibi hisseder kendisini,ürperir.
.
Anlar ki denizde her adım atışında bir bir geriye doğru silinecekti yaptıkları…
Yürüdükçe saçları uzamaya,derisi güzelleşmeye,dudakları kırmızılaşmaya,gözleri yine eskisi gibi mavileşmeye başlar.
Bir adım daha atar,bir adım daha,bir adım daha,her adımında vücudu kirlerinden arınıyordu.Artık son bir adım kalmıştır.Burnu suyun üzerindedir prensesin zorlukla nefes alıyordur.
O kadar kibirlidir ki prenses en güzel olarak kalmalıyım der.son adımına kadar geldiğinde hiçbir makyaj,hiçbir estetik operasyon yapmamış halindeki gibidir prenses.
Son adımıyla en güzel olacaktır artık.
Ve adımını atar prenses mumlar söner,prensesin son nefesinde bıraktığı kefaret rüzgarıyla,perde kararır,mutlu günlerin siyah beyaz fotoğraflarından geriye beyaz birer parşömen kalır….
.
Ayna konuşmaya başlar.
-En güzel sensin artık…….
Bu yazı 04 Temmuz 2008 günü saat 08.56 civarında yazılmış olup, 105 kez okunmuştur ve henüz hiç yorum almamıştır.