ARA

Maça Kızı

Orgazmik İntihar

Maca
İLETİŞİM

macakizi@birmilyonfikir.net

Herkesin karanlıktan korktuğu gecelerde yıldızlarla konuşan küçük bir kız çocuğu gibiyim. Yalnızlığımı yok saymaya çalışmam aczimden kaynaklanıyor, inkâr edemem. Her zaman mutlu gözükmeye çalışmak dünyanın en yorucu işi. Yine de anlamsız bir sakinlik var üzerimde. Onlar gibi olmadığımı biliyorum. Fark yaratma çabası değil bu. Ama ben buyum.

Bilgesu olmak, Maça Kızı ya da uyuyanquzel, benim için bir çaba gerektirmiyor. Sadece nefes alıp veriyorum. Yine de sizden biri değilim. Bu gerçeği değiştir(e)miyorum. Rasmus çalsın söylesin, “Not like the other girls”. Siz beni değil onu dinleyin. Biraz zeki olun, on sekiz yaşında karaşın bir genç kızın problemleri, yalnızlığı sizi ilgilendirmemeli. “Bana ne!” diyebilmelisiniz. Bu satır sizin son şansınız. Değerli zamanınızı bunlarla harcamaktan vazgeçmek için son fırsatınız. Eğer devam ederseniz inatla beni dinlemeye, işte o zaman sessiz kalabalığı oynama hakkınız kalmayacak. İşte o zaman suça ortak olacaksınız. Duyduklarınızı yok sayamazsınız, yapacağınız son eylem dinleyip susmak olamayacak.

Eğer devam ediyorsanız, yardım da edeceksiniz. Ucundan kıyısından bulaştırıyorsanız inatla çamurumu üzerinize, temizlenebilmek için parmak uçlarınızı tümörüme değdireceksiniz. Bu sizin bildiğiniz çığlıklardan değil çünkü. Bakın burada biraz Let It Flow kalmış. Mosmor bir sesle “A momentary touches to the depths” diyor. Neden? Çünkü hayat devam ediyor. Acı devam ediyor. Kan durmuyor. Kömür karası gecelerde yıldızlarla konuşan bir kız çocuğu, aşk üzerine yitik tanımlamalar yapıyor durmadan. Karaşın bir genç kız, tırnaklarıyla duvara günleri ince eğik çizgiler halinde kazıyor. Acizim, hiçbir şey yapmaya çalışmıyorum durumu düzeltmek için. Çünkü yapabileceğimin sınırlarının farkındayım şu durumda.

Dersten çok sıkıldığı halde öğretmen kişinin tüm organlarını ufak parçalara bölemeyeceğinin farkında olduğu için yerinden kalkmayan bir öğrenci gibiyim.“Zile kaç dakika var?” diye soruyorum sadece bana en yakın oturan öğrenciye. Bir de bakıyorum, öğrencinin yerinde yeller esiyor. Arkama dönüyorum “Saati olan yok mu?!” diye. Sktiretmemi söylüyor bir yerlerden Tool, “Sober” diyor başka bir şey demiyor. “Why can’t we sleep forever?”. “Soruma soruyla cevap verme!” diyorsam da, tüm dünya bu sorunun cevabının uyuyanquzel’de olması gerektiğini düşünüyor.

Bir anda tüm dünyanın uykusuzluğu, benim üzerime biniyor. Koşuyorum yalın ayak, bir tren yolunun ortasındayım şimdi. Rayların arasında, makyajı akmış bir ucube. Çığlık atsa kim duyacak? Ağlasa kim avutacak? Trenin geleceği istikamete vermişim sırtımı, planlanmış bir duruş bu. Ölüm de geçmiş gibi beni sırtımdan vuracak. Sağıma bakıyorum, küçük bir kız çocuğu yıldızları saymayı bırakmış, benim için ağlıyor. Soluma bakıyorum, karaşın bir genç kız gözlerinin diliyle beni anladığını söylüyor, acı bir gülümseme var dudak kıvrımlarında. Önüme bakıyorum, boşluk. İlerde bir yerlerde tren rayları birbirleriyle birleşiyor. Arkama bakmıyorum. Kara bir tren çığlık çığlığa gelişini haber veriyor. Makyajım akmış, kimse umursamıyor. Yukarı bakıyorum, gözlerim bulutları öptüğünde tren bedenimi çiğneyip geçiyor. Bir çığlık. Benden değil, kız çocuğundan geliyor. Üzerine kanlar fışkırmış, o korkudan ağlıyor. Cesedimin sol tarafındaki genç kız siyah elbisesine sıçramış kandamlalarını gururla taşıyacağına söz veriyor. Bir ışık. Penceremden içeri sızıp uyanmamı söylüyor. Ölüm bile, sadece uykularımda beni ziyaret ediyor. Kalkıp giyiniyorum sessizce. Dream Theatre sessizliği bozuyor. “Wait for sleep” diyor. Karşı koyacak halim yok. Ben yorgunum. Ben diğerleri gibi uyuyarak dinlenemiyorum. Benim yorgunluğum diğerlerinin yorgunluğuna benzemiyor. Çünkü ben, hepinizin adına yoruluyorum. Herkesin yerine düşünüyorum. Herkesin adına utanıyor, ağlıyor, sevişiyor, seviyor, nefret ediyor, üzülüyor, isyan ediyor, savaşıyorum. O yüzden hiçbirinizin olamayacağı kadar yorgunum. Ben hepinizden milyonlarca kat daha çok acı çekiyorum. Çünkü hepinize karşı sonsuz bir nefret duyuyorum, hepinize deli divane âşıkken. Sizin yerinize yaralıyorum kendimi. Edilebilecek en büyük hakaretleri ediyorum. İşte bu yüzden, sırf bu yüzden susmasın Cradle Of Filth. “Her Ghost In The Fog!” desin. Sislerin arasındaki hayaletimi görmeye hiç birinizin vakti yok çünkü. Hiçbirinizin bilemeyeceği kadar yalnızken ben, artık kaçmaya da hakkınız yok. Dört yüz elli sözcük geri giderseniz, sizi uyardığımı fark edeceksiniz. Söylemiştim. Ardına bakma, duvarlar ördü çoktan çığlığım. Gidecek yerin yok, benim olduğu kadar senin de artık yalnızlığım. Çaresizliğime ortaksın. Suç ortağısın benim yaşadığım hayatın. Uzat şimdi elini, kanların fışkırdığı yere. Bedenimden yayılan leş kokusuna aldırmadan dokun en derindeki tümöre. Tümör artık senin, leşim artık senin, kanlar artık senin de bedenine akıyor. Çünkü hiç birinizin anlayamadığı bir şey var; katil olmak için birinin ölümünü sadece izlemek de yetiyor.

In Flames çalsın şimdi ardımdan. “Free Fall”. Eşlik etmekte özgürsünüz çığlık çığlığa. Çünkü artık biraz da buna benziyor sesiniz. Çünkü artık, benimkine eş olacak hayat boyu fon müziğiniz.

Bu yazı 22 Nisan 2008 günü saat 15.15 civarında yazılmış olup, 224 kez okunmuştur ve 6 yorum almıştır.

Yazarın Önceki Yazıları

Yazarın diğer yazıları

Bu Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. cansu demişki:

    “Bir anda tüm dünyanın uykusuzluğu, benim üzerime biniyor. Koşuyorum yalın ayak, bir tren yolunun ortasındayım şimdi. Rayların arasında, makyajı akmış bir ucube.”
    Senin rüyalarında geziniyor muyum, kendi gerçeğimde miyim, ayıramıyorum okurken.

  2. maça kızı demişki:

    kapadım gözümü bir gece. dedim ki gökyüzüne, benim karanlığım, senin karanlığını döver.

    sonrası, tren yolu. sonrası, kaybedenlerin kıyısı.

    boşver cansum, olsa olsa hayat acısı.

  3. Anonim demişki:

    sen ne muhteşemsin

  4. maçakızı demişki:

    teşekkür ederim=)

  5. IzuaL demişki:

    Maça Kızı..
    her erkeğin arzulu ve aynı anda korkulu rüyası
    müthiş bir iktidar savaşı
    ve kazanan hep aynı
    bir türlü kesişemeyen yollar içilemeyen şaraplar ve aynı kültablasında sönemeyen sigaralarımıza ahdım vardır hep
    ve sessizce uzaktan okuduğum buram buram ironi kokan yazılarına tebessümüm
    kaleminin hiç düşmemesi dileğiyle Maça Kızı..
    hayallerinle kal..

  6. maça kızı demişki:

    izual…
    şaşırdım burada yorumunu görünce,
    bir gün kesiçecek yollar, dolacak kadehler ve tütecek duman..
    sen hiç merak etme..

Yorum Yazın