” Maça Kızı’m söylesene, biz ne yaptık böyle kendimize?!.. ”
.
Ah Destina.. Hala soru işaretlerinin ardında mutluluklar bulabileceğini sanacak kadar safsın. Senin hikâyende bile başkaları değil sen kurbansın. “Bize ne yaptılar böyle?!” diye isyan etmek yerine, “Biz ne yaptık böyle kendimize?!” diyebiliyorsun. Sen, aşkın insanın kendisine yapabileceği en büyük kötülük olduğunu biliyorsun. Ah Destina, bilsen aşkı ne güzel taşıyorsun!
.
Yıllardır tanıyorum sanki seni. Ruhumun baktığı en temiz aynasın. Ben kadar kırgın, ben kadar çıplak.. Ben kadar yorgun, ben kadar korkak.. Kendimi sesinde bulduğum, gözlerinde gördüğüm kadınsın.. Ben kadar âşık, ben kadar anaç. Ben kadar yalnız, ben kadar muhtaç.. Aynı kumaştan dikilmiş sanki tenimiz.. Ben sen kadar yetim, sen ben kadar kimsesiz..
.
Aşkın acısında isyan faydasız, biliyoruz. Bir falcı kadının dudaklarından dökülen ‘ölüm kederi’ tamlaması mühür oluyor öksüz dudaklarımıza. Nasıl ki ölenin ardından isyan faydasızsa, biz de öyle imkânsız bir aşk acısında çırpınıyoruz. Ve mühürlü dudaklarımız kıpırdamazken, bir falcı kadının heceleri anlatıyor kalbimizi kaplayan sisi; ‘ölüm kederi’.. Susuyoruz ama kulaklarımız ağrıyor birbirimizin sessizliğinden. Hiç bir çığlık bastıramaz bu sessizliği.
.
İnadına sarıyken saçların, benimkiler inadına siyah. İnadına kızıl özleminde ruhumuz, inadına kırmızı. Çünkü hep olmayanı özledi Maça Kızı. Hep olmayanı yansıttı ruhumun aynası. Ve Destina, bir gün özlenecek hiçbir şey kalmayacak, söz veriyorum! Sana söz veriyorum Destina, bir gün her şey çok güzel kokacak, biliyorum!
.
Şimdilerde bütün yağmurlar gözlerimizi bulut biliyor. Şimdilerde bedenimiz bir değil, iki kalp taşıyor. Farklı coğrafyalarda iki kadın, farklı evlerin farklı odalarında, kendi yataklarında her gece aynı rüyayı görüyorlarsa, ortada bir büyü olduğu şüphesizdir. Şimdilerde şüphe bizim beyinlerimizde yaşıyor. Şimdilerde gözyaşları zamanla yarışıyor. Şimdilerde Destina, aşk en çok bize yakışıyor..
.
Aşk kadar, gök kadar, kırılmış bir kalp kadar seviyorum seni. Bir ayağının altında ölümün çizgisi, diğer ayağın gökte, bulutların bekçisi.. Ve sen, bir fahişeye uykusunda verilmiş bir ismi böylesine sahiplendiğin için, yıldızlar kadar seviyorum seni.!
.
Sen öyle umarsız, uyusan da bir köşede
İşte bu yüzden, sırf bu yüzden
Yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için
Seni bu denli yıktıkları için Destina
Yaşamımın gizini vereceğim sana…
.
Bu yazı 01 Mayıs 2008 günü saat 16.50 civarında yazılmış olup, 158 kez okunmuştur ve 5 yorum almıştır.
01 Mayıs, 2008 saat 17:05
lale müldür’ ün şiiri. bir kadına yazılmış bir kadına belkde hayatındaki tek hediye olarak sunulmuş bir şiir. ne güzel kızsın sen
dün gece sen uyurken
ismini fısıldadım
ve hayvanların korkunç
öykülerini anlattım
dün gece sen uyurken
çiçeklere su verdim
ve insanların korkunç
öykülerini anlattım onlara
dün gece sen uyurken
yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana
işte bu yüzden sırf bu yüzden
yeni bir isim verdim sana
destina
sen öyle umarsız uyusan da bir köşede
işte bu yüzden sırf bu yüzden
yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için
seni bu denli yıktıkları için destina
yaşamımın gizini vereceğim sana
01 Mayıs, 2008 saat 17:09
dün gece sen uyurken, yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana . . .
01 Mayıs, 2008 saat 23:19
Hep olmayanı sevdi maça kızı, kendi yarattıklarının olanlardan çok daha olağan olduğunu bilmeden.
Ritmler, imgeler der gibi oldu gerçi, evet.
01 Mayıs, 2008 saat 23:53
Ne desem bozulacak bu büyü. En iyisi susmak.
Maça Kızısın sen zaten. Ne denebilir ki sana :))?
02 Mayıs, 2008 saat 01:26
cansu, seni seviyorum. 123123123 kere.
ayhan, teşekkürler:)