Seni seviyorum isimli şarkının az çalındığı radyo istasyonlarıyız biz
Ve tüm vericilerimiz kendimize yönelik
Öyle sanıyoruz ki dinleyici kitlemiz
sadece kendimiziz
çünkü bizler sevmeyi ve sevilmeyi ne kadar hak ettiğimizi, piyangodan büyük ikramiye sahibi olmak kadar çok düşünmedik
iki tatlı söze koca bir ailenin oyunu kazandıran partisine
sempati duyduğu şapkalı zenginleri vekilimiz yapan
annelerin ve babaların ellerinde geçti çocukluğumuz
onlar meyvelerinin geleceğini mahvettiklerinden habersiz
gelecek mahvolduğundan
ırzına geçilmiş dağların zoraki doğurduğu fareler kadar şaşkındı gelecek!
Yolcularının umutları batıya dönmüş halbuki doğuya doğru giden bir trende yer almaktayız işte
Kabul edelim veya etmeyelim
Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış deyişinde ne kadar sitemi varsa tavşanın
O kadardık bile gam kalmamıştı kimimizde
Çünkü bir sabah ellerimizden alınmıştı aydınlık
Fon sesinde postal sesleriyle
Birbirini silahlarla yaralayan ve bir zamanlar ideali olan gençler
Yerlerini hasmını boğarak öldüren psikopatlara bıraktı
Okuma,düşünme,inanma,yazma en kötüsü de sevme dedi büyüklerimiz
Kimilerimiz gizli gizli okuduk ve bu yüzden gizli gizli aşık olduk
Yinede bırakamadık tutkumuzu aydınlığa ve geleceğe dair
Çünkü biz üzerinde az düşünülen kararların altında yaşam savaşı veren çok düşünen insanlardık.
Bu yazı 16 Mayıs 2008 günü saat 20.56 civarında yazılmış olup, 80 kez okunmuştur ve 4 yorum almıştır.
16 Mayıs, 2008 saat 21:15
kaç kere çaldın kapımızı ölüm?
kaç kere doyurduk?
kaç kere aldın canımızı?
kaç kere doğurduk?
gözünü toprak doyursun ölüm;
ölmek için mi doğduk?
——————————————–
gidiyorum,bu kentin ağıdında yüzümü yıkayarak
gidiyorum hasreti boynum takarak
hoşcakal yaban gülü
dert ortağım
dört mevsim
hoşçakal gözyaşım
kanlı toprak
yoldaşım.
17 Mayıs, 2008 saat 00:14
Umut etmek, başlamanın anahtarıdır.
18 Mayıs, 2008 saat 06:31
bugün öyle şeyler gördüm ve okudumki..
kocaman bir teslimiyet halinde eyvallah diyorum…az önce şebnem hanımın bir yazısını okudum bir yorumum oldu umarım,o yorum üzerinde fazla düşünmez..sağolun okuyorsunuz yazıyorsunuz.
19 Mayıs, 2008 saat 00:00
“Birbirini silahlarla yaralayan ve bir zamanlar ideali olan gençler,
Yerlerini hasmını boğarak öldüren psikopatlara bıraktı ”
Acı gerçeği tüm çıplaklığı ile vurgulamışsınız. tebrik ederim. o günler de iyi değildi, postal sesiyle uyanmak da.
ya bugün hangi darbe durduracak en ufak tartışmada gırtlak kesen, adam vuran psikopatları.
dünün birbirine kuruşun sıkan gençlerinin hepsi, yolları yanlış da olsa, istisnasız vatanı kendi bildiğince kurtarma gibi bir ideale sahipti. ya bugünün psikopatları…
Ayşe Önal’ın Kötülük Mektupları’nı okudunuz mu bilmem… İnsanlar dönüşüyor, ideallerinden de insanlığından da uzaklaşarak:(
Kaleminize sağlık.