ARA

Şaika Günsel Tuğrul

Bir Geziyi Yeniden Yaşamak ( 1 )

saika
İLETİŞİM

saika@birmilyonfikir.net

Haziran yaşamın yazlıklarını giymiş bir milyon fikir yazarları.

Düşündüm en son ne zaman yazlıkları giydim diye..

Sizi kendi zamanıma götürüyorum. Uzun ama bir o kadar da keyifli bir yolculuğa var mısınız benimle?

BİR GEZİYİ YENİDEN YAŞAMAK isimli kitabımı sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum..

Şaika Günsel Tuğrul

BİR GEZİYİ YENİDEN YAŞAMAK

Dünyada barış çiçekleri filizlendikçe, en soğuk kışlar bile ılık geçer eminim. Ülkemin İskenderun’dan Van’a uzanan bir çizgi üzerinde kalan kentlerinin dışında, doğu sınır kapısından batıya kadar her yerini, Karadeniz, Ege denizi ve Akdeniz kıyılarının tamamını gezmiştim.

ayrac

Yurt dışına da dört kez çıkmış, İspanya, İngiltere hariç, bir çok Avrupa ülkesini, Macaristan da dahil olmak üzere görmüştüm.

ayrac

1987 Yılının Temmuz ayıydı. Yine yurt dışına gitme fikri düşmüştü aklıma. .Şöyle diyordum; bir firma tarafından organize edilen turistik bir geziye katılmak, beş yıldızlı otellerde kalmak; sadece gösterilmek istenen yerleri gezmek demek olacaktı benim için. Bu; bir kitabın, şık bir şekilde hazırlanmış kapağını seyretmek gibi bir şeydi bence. Oysa gittiğim yabancı ülkelerde, halkın nabzının sesini duymak istiyordum ben. .Tıpkı Yugoslavya’nın Niş kentinde, Pazar günü her yer kapalı olduğu için, parasını vererek ekmek almayı düşünerek, rast gele kapısını çaldığım bir işçi ailesinin yaşamını gördüğüm, onlarla birlikte küçük bahçelerinde, köpek ve domuz yavruları arasında yemek yiyip, fikirlerini öğrendiğim gibi, yine gönlümce bir gezi yapmak istiyordum. Ayrıca sınırlı olan paramla da ucuza getirebileceğim bir gezi planlıyordum.

ayrac

Yakınımızda komşu bir ülke vardı, Yunanistan.. .İçinden transit olarak bile geçmediğim bu ülkeyle tarihi ve coğrafi açıdan birbirimize yakın olmamıza rağmen, aramız gergindi. Dost sayılmazdık. Hatta politik nedenler yüzünden, düşman olduğumuz bile söylenebilirdi. Ama ben yurt dışına çıkacaksam, gördüğüm yerlere yeniden gitmektense, görmediğim toprakları tanımalı, o topraklarda yaşayan insanlarla konuşmalı, duyguların, düşüncelerini, yaşam biçimlerini öğrenmeliydim. .Birden kararımı verdim, formaliteleri tamamladım ve bin marktan ibaret olan dövizimi de aldım. Sonra Yunan Konsolosluğundan verilen haritanın üzerine, kendimce seçtiğim yolu; İzmir, Çeşme, Sakız adası, Pire Limanı, Atina, Lamia, Larisa, Katerine, Selanik, İskeçe, Gümülcine, Dedeağaç ve İpsala olarak işaretledim. Gezim on beş gün sürecekti. .Arkadaşlarım bu kararımı duyunca çok şaşırdılar. Bir başıma Yunanistan’a gidecektim ha! .Bir arkadaşım gülerek: " İyi cesaret. Türk olduğunu öğrenirlerse, bir kaşık suda boğarlar seni. " diye takıldı. .Ama ben kararımı vermiştim bir kere. Dönmek yoktu!

ayrac

Travel_Element Gezilerde bavul taşımaktan hoşlanmadığım için, küçük çantama gerekli birkaç parça şey koydum ve çantamı omzuma asıp yola çıktım. .Otobüsle önce İzmir’e, sonra da Çeşme’ye geldim. .Türk feribotunun Sakız adasına saat 17.00 de hareket edeceğini öğrendim. 12.000 Türk Lirası karşılığı mark ödeyip, biletimi aldım. Gece yolculuğu yaptığım için yorgun ve uykusuzdum. Hareket saati yaklaştıkça da heyecanlanmıştım. Sonra vakit geldi, kontrollerden geçip feribota bindim. Üst güverteye çıkıp, banklardan birine oturdum. Bulunduğum güvertede bir İngiliz aile vardı sadece. Alt güvertede ise konuşmalarını duymadığım için, hangi milletten olduğunu bilmediğim birkaç genç..Görevlilerin dışındaki Türk yolcu ise, sadece bendim. .Kırk beş dakikalık yolculuktan sonra Sakız adasına yanaştık. Pasaportum kontrol edilirken, görevli memurun yüzüne dikkatle baktım. Ay-Yıldızlı pasaportumu gördüğü zamanki tepkisini merak ediyorum. Ama yüzünde müspet ya da menfi en ufak bir mimik yakalayamadım. Sonra caddeye çıktım ve on adım bile yürümeden bir turizm bürosuyla karşılaştım. Görevli hanımdan öğrendiğime göre, beni Pire liman kentine götürecek olan gemi saat 19.00′da geliyor, 20.00 de hareket ediyor ve sabah 7.30 da Pire’ye varıyordu. Kamaralar bizim paramızla 30.000 Türk lirasıydı. Ayrıca 10.000 Türk lirası Karşılığında pulman koltuk almak da mümkündü. Paramı Mark olarak ödeyip pulman koltuk aldım. Sonra da bizim kıyı kasabalarına benzeyen Sakız adasının Chios kasabasını dolaştım.

< Devam Edecek >

 

Editörün Notu:

Şaika Hanım bu – basılmamış – kitabını Bir Milyon Fikir’e teslim etti.

Bugün itibarıyla bizde bu eseri bir seri halinde yayımlamaya başladık.

Bu yazı 13 Haziran 2008 günü saat 21.01 civarında yazılmış olup, 61 kez okunmuştur ve 1 yorum almıştır.

Yazarın Önceki Yazıları

Yazarın diğer yazıları

Bu Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. G demişki:

    kaç gün arayla yayınlanacak? çabucak gelsin devamı!

Yorum Yazın