ARA

Exen

Bir Deli Kontes

Exen
İLETİŞİM

exen@birmilyonfikir.net

Tarçın kokusu geliyor burnuma bi yerlerden..sanki bir verandada oturmuşum sallanan bir iskemleye ileri geri gidiyor başım..saat öğleden sonra dört gibi..hava ne çok mavi ne de gri..yağmurdan sonraki dingin sessizlik…

 

At seslerini duyuyorum ahırdan..seyis tarıyor yelelerini,hissediyorum tek tek tellerini…bir nehrin kıyısına bakıyor gözlerim..ne çok asi ne çok sakin..

.

Birkaç bin adım ötesinden geliyor at arabalarının sesleri..

Ve bir rüzgar dolaşıyor uzun uzadıya tüm şehri..kesintiye uğramadan geziniyor üstelik,farkındayım,o getiriyor tarçın kokusunu uzak köylerin birinden…

 

Madende çalışan kocasına belki de sütlaç yapmıştır bir köylü bilmem kaçıncı yüzyılda…

Bir kelebek konuyor kabarık eteğime,ve ben,bir deli kontes,elimde bir fincan kahve ve sarma tütünle ‘beni tanımıyorlar’ içgüdüsüyle geriniyorum iskemlede..kah narsist kah egoist…

 

Güven güzel duygu..bakıyorum uzun çorak bir yola daha umutlu..mutlu,huzurlu ama en çok umutlu…

 

Verandadan içeri geçiyorum,şimdi biraz yazma vakti..saman kağıtlarımı üst üste koyup lambamı yakıyorum sönük bir odla…hokkama bandırıyorum kalemimi ve başlıyor dökülmeye tek tek tarihe ışık tutacak satırlar…

 

‘ay bu gece damlıyordu yere

Ağaç dallarından

Bir bakirenin göğsünden…

Kendinden geçti Meryem

Farkına varamadığı hazlarla

Ve o gece

İşte o gece

Ay damlıyordu yere

İnceden

Gözyaşıydı belki de bu

Bakireliğin yıkılmasına hicveden’

 

Bu zamanlarda yazar olmak pek zahmetli iş diye düşünüyorum…ben,bir deli kontes garip haller içinde penceremin kenarına süzülüyorum hafiften..elimde bir fincan kahve ve yine bir tütün sarması…kirpiklerim hayli uzun,ve dudaklarım gayet kırmızı..bir türlü asiller sınıfına giremememin nedeni çokça bu olmalıydı..

 

Bir disiplin ile,bir erdem ile değil bir dişilik ile ilgi çekmemdi çoğu kez..ve yahut öyle bir şey yok yanılıyorum,olsun,ben deli kontesim,ne istersem savunurum…

 

Ağlamayalı çokça oldu..ağlamıyorum ağlamıyorum..ağlayamıyorum..belki de benden yüzyıllar sonra yaşayacak olan Özdemir Asaf bana yazmıştır ’sana bir şey yapamam ağlayamıyorsan’ dizelerini..olsun pek de haz etmem ağlamaktan…ağlayan insanlardan..

 

Uzun uzun geceler geçti belki de en son ağladığım olaydan..bir geceydi,güzel bir geceydi..karlıydı…karlı güzel bir geceydi…gelinliğini giymiş yılların yosması yamaçlar geceye kaçıyordu kimse görmeden..sevişmek ayıptı o zamanlar,anca gizliden öpüşülürdü güneş yüzünü dönünce öte tarafa…

 

Güzel karlı bir geceydi..çokça sevgilim vardı..biri askerdi..kapıma gelir..kibarca çalar..ellerini birleştirir beni izlerdi…belli etmezdim tüm narsisliğimden ötürü ama bende severdim kendisini…bir gece geldi..kontesim diyerek başladığı uzun bir cümle sabaha kadar bitmedi…ben ise lambanın kenarında tüm ihtişamımla uyuyakalmışım,o yüzden eyleminin fiili yitikti..sabah uyandığımda sadece gözüme çarpan tek şeydi koltuğun kenarındaki kan lekesi…aslı şöyle olmalı ki: bir başkasını sevmişti..başka sevgilim olduğunu bilirdi oysa: sanırım kendine yediremedi bana yalan söylemeyi..oysa söyleseydi ne fark ederdi?çok şey fark etti…günler sonra geldi ölüm haberi..bir de mektup yazmış duyduğuma göre erdemliler toplantısında..oysa yazıyı sevmezdi..yazmayı bilmezdi…

 

Oysa gördüm: ne de güzel yazmış kendisi… Okudum bir de içindekileri…

 

‘kontesim, benim günahkâr kontesim

Beyazlar içinde

Yanan bir şeytan gibisin

Dudakların yalancı

Gözlerinse acımasız

Kontesim

Varlığımı yok eden bir nefret gibisin

Sevginle var ettiğin bir hayali

Kanınla sular gibisin..

Kontesim

Ne yazıktır ki

Hem en sevdiğim

Hem nefret ettiğimsin…

 

O an üstüme alınmadım.zaten kimse bilmezdi benim kontesliğimi..ben evimin kraliçesiydim..nehrimin,verandamın…kahve fincanlarımın ve tütün kağıtlarımın…

 

Eve gelmiştim o gün..

Sabaha değin ağlamıştım..

Birini öldürdüğüm için değil elbet,

Bu ilk kez olmuyor

Fakat dürüstlüğüne hayran kaldım o askerin…söylediği şeylerin gerçekliğinin…

Beni tanıyabilen nadir bir kişiydi,oysa o da tüm insan evlatları gibi bir anlık heyecanın kurbanı etti kendini..

 

Her neyse..eski bir geceydi..tam tamına yedi kış önceydi..o günden beri ne bir dost girdi evime ne bir sevgili…

 

İhtiyacım olmazdı ki zaten..şimdi ise belki de yalnızlığıma hüzünleniyor gözlerim..oysa ben kendimi bilirim..

kontes

Ben deli bir kontesim…delinin biriyim..bir kontesim..ne yanından tutarsan tut elbet biraz kontes biraz insan biraz deliyim ama en çok asilim…

Dantelli uzun elbisem içinde eteğimi şişirerek yürürüm tüm kasabalar içinde..elimde beyaz eldivenlerim ve omuzlarıma dökülen hatta biraz daha aşağı inen kızıl saçlarımla kesinlikle bir kraliçeyim…

Oysa bir de kırmızı olunca dudaklarım iki misline çıkınca kirpiklerim düğümleniyor her bir haz üzerimde…bir garip utanç duygusu beliriyor içimde…kendimden değil,asla…karşımdakilerin zavallığı utandırıyor beni…

 

Ben,deli kontesim..delinin biriyim..bir kontesim..daha çok devam etmek isterim..ama uykum var.Gogol ağabeyimiz gibi bizde tadında bırakalım.uyuyalım.ömür yeterse tamamlarız.

 

Galiba sütlacı yaktım:)

Bu yazı 16 Mayıs 2008 günü saat 20.46 civarında yazılmış olup, 116 kez okunmuştur ve 3 yorum almıştır.

Yazarın Önceki Yazıları

Yazarın diğer yazıları

Bu Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. özlem demişki:

    Harika ellerinize sağlık. O kadar çok kontes var ki…

  2. Çaylak demişki:

    Tarlatanların,tenimden ayırdığı eteklik giymek,o zamanda yaşamak isterdim.Ama bu zamandada,o zamandaymış gibi yaşanabiliyormuş.Kelimelerin,zamanı mekandan ayırdığı yerde.Ve Özleme katılıyorum,kontes çok…….Ellerine sağlık……

  3. exen demişki:

    teşkkur ederim yorumlarınıza..destk oldunuz bana..

Yorum Yazın