Olabildiğine kendinin farkındaydı ve asla bir aşağılık kompleksi taşımıyordu. Kendini dev aynasında görmediği gibi, adam için küçümsenmeyecek biri olduğunu da biliyor ama dile getirmiyordu.
Takdir ettiğinde kutsamıyor, hatasız saymıyordu. Gerçekçi idi. İnsanlar için hataların düşüncelerle eylemler arasındaki nüans farkları olduğunu söylerdi.
“Olabilir” diye bir kelime vardı literatüründe, hani eskiler “Mümkündür” derler. Yaşadıklarının etkisinden midir bilinmez ama olamaz kelimesi ona yabancıydı. Çok şaşırmıyordu görüp, duyduklarına ama hiç tepkisiz de değildi. Neticede O’da insandı. Üzülüyor, kırılıyor, kızıyor ve söz söylemesi gerektiğine inandığında da sözünü sakınmıyordu.
BEKLENEN
beklenen,
sakin sularda bir gemi
hem rüzgarı sensin
hem de yelkeni.

BAYRAM
“üç mum yaktım / seyrine baktım”
gönlümle gönlüne aktım.
gül yüzüne hayranım ya!

“hoş geldin / sefa geldin”
solgun yüzüme can,
gönlüme heyecan verdin
geldiğin gün bayramım ya!…

MELEK
Bak yine yağmur yağıyor!
bir tutam ışık al gel,
sevdamızdan gökkuşağı yapalım…
Bu yazı 24 Haziran 2008 günü saat 23.35 civarında yazılmış olup, 98 kez okunmuştur ve 6 yorum almıştır.
25 Haziran, 2008 saat 02:53
Size çok uzun bir yorum yazdım.
Sonra vazgeçtim:))
****
Ama bilesinizki öyle insanlar,insanları herşeye rağmen gerçekten çok sevenlerdir.
Çok az kişi anlar onları.
Çünki çok az kişi insanları sever.
***
25 Haziran, 2008 saat 08:07
“İnsanlar için hataların düşüncelerle, eylemler arasındaki nüans farkları olduğunu söylerdi.” Düşünceleri eyleme çevirirken bir akıl oyunu olur. Kelimeler düşünceden söze gelinceye kadar değişir. Aklın büyüsü! Şimdiye kadar okuduğum en güzel hata tanımı için teşekkürler..
25 Haziran, 2008 saat 12:29
nagasaki ,hiroşima , afganistan, ırak vb tüm savaşlarda ölen tüm masumlar, o masum çocuklar bu minicik sevimli nüansın kurbanları desenize..
25 Haziran, 2008 saat 14:07
Yolcu; hata ile halt ı karıştırmamak lazım. Her ne kadar arapça orijini itibarıyla HALTetmek de hata etmek anlamına gelse bile Türkçe’mizde halt etmekle hata etmek kelimelerine farklı anlamlar yüklenir. Katiller hata etmez, halt eder…
25 Haziran, 2008 saat 15:14
Sn Erkan hocam benim sizin gibi edebiyat üstatlarına birşey öğretmem elbette sözkonusu bile edilemez siz benden elbette daha iyi bilirsiniz ancak anımsatabilirim ki,
Hata ile halt arasında öyle ince nüanslar vardır ki hayata dair , haltmı yoksa hata mı ettiğimizi biz kendimiz bile çözemeyiz.
Saygıyla efendim..
25 Haziran, 2008 saat 16:34
Aslında çok basittir kimi zaman… madem yolcusunuz daha iyi bilmeniz lazım. Tv’lerde trafik kazalarını duyar izlersiniz:
Hemzemin geçitte tren geçerken kazara fren yerine gaza basıp trenin altında kalan sürücü HATA yapmış olur….
Kırmızı ışıkta durması gerekirken kurnazlık ya da sabırsızlıkla veya kimse yok diye basıp geçerken karşıdan gelen bir aracın çarptığı sürücü ise HALT etmiş olur…
Çizgilerin inceliği konusunda ise haklısınız.
Ne yazık ki sınır çizgilerimizi çok kolay ihlal ediyoruz hepimiz. Bu çizgiler hayatın bir çok alanında böyledir.
Alışverişle - Faiz, Helal ile Haram, Cinayet ile Nefsi Müdafa birbirine çok yakın çizgilerdedir.
Ehli tasavvuf o yüzden sınırları gösteren koruma çemberinin iç halkalarında durmaya gayret edermiş. Fetva’ya değil Takva’ya önem verirmiş. Yine de masum çocukları öldüren insanların Hata değil Halt ettiği çok aşikardır…
Katkılarınız için teşekkür ederim.