Pervane değildi. Bir güneşin ışığına tutulmuş seyyare gibi olsa da, onun da etrafında pervaneleri eksik değildi. Adam kendine benzetirdi onu gizliden gizliye, sanki o benim diye düşünürdü. Onu hayalinde canlandırdığı resimlerde Leonardo ustanın aynadaki MonaLisa’sı gibi algılar, fırçası elinde aynada bir an kendisi ile göz göze gelir, az da olsa ürperirdi.
GEL DİYEM YA SİE
gece uzatabildiğince gece
gün kaçabildiğince gündür
ve kimi zaman
gerçeğe değişilir yalan
borç bini aşınca
insan hüzne dolaşınca
gece gündüzden güzelleşir
uyanmak istemez sarhoş
ve uykudan düş dilenir
elma dersem, yeşil elma
her şey bir resim gibidir
gündüz tuvalde sessizce
gece yanar ışıkları evlerin
parlar gözleri kedilerin
satır satır parmaktan göze
yol açılır adım adım söze
kırk yıllık bir ömür olur
bir kaç dize, size bize
ve güzeldir yaşamak
gözlerini yumduğunda
bir tatlı hayalde olsa
bir umudun peşi sıra
gülümsemek peşin sıra
oysa aşk olmuyor veresiye
gelesiye
işte o yüzden
gel diyem ya sie.
SEVDA GAZELİ
sevdinse bir kere
ulaşmak için menzile
bekleme kimseyi
sen yalnız yürü
unut zevki sefayı
avuçların yansa bile
korkma sen çek cefayı
ateşin ortasında büyü
hep bil sevdayı böyle
her(kes) güzel sevmez ama
sen sen olup daima
türkünü güzel söyle
Bu yazı 10 Haziran 2008 günü saat 08.13 civarında yazılmış olup, 92 kez okunmuştur ve 3 yorum almıştır.
13 Haziran, 2008 saat 15:55
Dede olmuşsunuz, tebrikler:)
14 Haziran, 2008 saat 00:18
Çok teşekkür ederim.
Sadece ben Dede olmakla kalmadım kızım Anne, damadım Baba, eşim Nine, oğlum Dayı, 3 yaşındaki küçük kızım da TEYZE oldu:)
Allah herkese nasip etsin…
16 Haziran, 2008 saat 07:57